Türkiye’nin Büyüme Performansı |
---|
- 1960 – 2012 döneminde Türkiye’nin yıllık ortalama GSYH artış oranı yüzde 4,5’ olarak gerçekleşmiştir.
|
- 1993 ile 2010 yılları arasında Türkiye’de orta sınıfın payı yüzde 18’den yüzde 41’e yükselmiştir.
|
- Türkiye nüfusunun en alt yüzde 40’lık kesiminin geliri neredeyse toplam nüfus gelir artış hızı ile aynı oranda artmıştır; bu refahın toplumdaki gelir grupları arasında geniş bir şekilde paylaşıldığını göstermektedir.
|
Tuck sözlerine şöyle devam etti, “Yükselen piyasaların küresel ekonomideki artan rollerinin bir yansıması olarak, gelişmekte olan ülkelerin politika yapıcıları ile benzer zorluklar ile karşı karşıya olan muadilleri arasında deneyim paylaşımı konusuna olan ilgi de giderek artmaktadır. Kişi başına geliri yaklaşık 10.500 ABD$ olan Türkiye eğer geçmişteki büyüme oranlarını devam ettirebilirse, sadece birkaç yıl sonra yüksek gelirli bir ülke haline gelebilir. OECD’ye göre, Türkiye 2060 yılına kadar dünyadaki 12. büyük ekonomi haline gelecek. Türkiye’nin ekonomik yükselişi dikkat çekmiştir ve bu kitap bu başarının nasıl elde edildiğini incelemekte ve başka ülkelerin bundan ne gibi dersler çıkarabileceğini ortaya koymaktadır.”
Rapor, Türkiye’nin son otuz yıllık dönemdeki ekonomik kalkınmasına ki merkezi temanın damgasını vurduğunu ortaya koyuyor: entegrasyon ve kapsama.
Rapora göre, Türkiye’nin ekonomik entegrasyonu –hem ülkenin küresel piyasalar ile entegrasyonu hem de Türkiye ekonomisi içerisinde daha ileri ve daha geri kalmış bölgelerin entegrasyonu anlamında—ekonomik ilerlemenin sürükleyici etkenlerinden birisi olmuştur. Ayrıca, Türkiye on yıl kadar önce yaşadığı derin finansal krizin sunduğu fırsattan yararlanarak bankacılık sisteminde ve kamu maliyesinde reform yapmış ve kamu harcamalarının borç servisinden kamu hizmetine aktarılmasına olanak tanımıştır. Ayrıca, ekonomik ilerleme sosyal açıdan kapsayıcı olmuş, yoksulluk yarıdan daha fazla azalmış ve kaliteli sağlık, eğitim ve belediye hizmetlerine erişim artmıştır.
Bununla birlikte, şimdiye kadar kaydettiği çarpıcı başarılara rağmen Türkiye yüksek gelirli bir ekonominin kurumsal ön koşullarını henüz oluşturamamıştır. Daha az korunaklı bir küresel ekonomik bağlamda, reform çabalarını gevşeten ülkeler “orta gelir tuzağı” riski ile karşı karşıyadırlar. Türkiye’nin yüksek gelire geçiş sürecini tamamlayabilmesi için, hukukun üstünlüğü, kamu hesap verebilirliği, şeffaflık, girişimcilik ve yenilikçilik iklimi gibi alanlarda iyileştirmeler yapması gerekmektedir.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü ve raporun başyazarı Martin Raiser konu ile ilgili olarak şunları kaydetti, “Türkiye yüksek gelirli bir ekonomiye giden yolda birden fazla geçiş süreci yaşamaktadır ve bunlardan bazıları diğerlerine göre daha fazla ilerlemiş durumdadır. Türkiye’nin deneyimlerinin yüksek gelir statüsüne ulaşmayı amaçlayan diğer yükselen piyasalardaki politika yapıcılara ilham vermesini umuyoruz. Ayrıca, Türkiye’nin başarılarının ve önündeki zorlukların bir bilançosunun çıkarıldığı bu kitabın da Türkiye’deki politika yapıcılara kendi reform çabalarını yeniden hızlandırarak ülkelerini ileri yüksek gelirli ekonomilerin sıralarına yükseltmeleri için ilham vermesini umuyoruz. Bu Türkiye’nin kalkınma deneyimlerinden çıkarılacak dersleri diğer ülkeler için çok daha ikna edici kılacaktır.”